“Eşimle sürekli tartışıyoruz. Üstelik konu değişse bile konuşma hep aynı yere geliyor.” Bu cümle birçok çiftin yaşadığı yorgunluğu anlatır. Bazen ev işleri, bazen ailelerle ilişkiler, bazen de birlikte geçirilen zaman tartışma konusu olur. Konuşma bittiğinde ise iki kişi de kendisini anlaşılmamış hissedebilir.
Her anlaşmazlık ilişkinin kötü gittiğini göstermez. İnsanların ihtiyaçları, alışkanlıkları ve beklentileri farklı olabilir. Önemli olan yalnızca ne sıklıkla tartışıldığı değil, tartışma sırasında neler yaşandığı ve sonrasında bir çözüm ya da onarımın mümkün olup olmadığıdır.
Aynı tartışmalar neden tekrar eder?
Tekrarlayan bir tartışmada görünen konu ile kişinin o konuya yüklediği anlam farklı olabilir. Örneğin ev işlerinin paylaşılması hakkında konuşan bir çift düşünelim.
Bir partner için mesele işlerin adil paylaşılması ve yorgunluğunun görülmesidir. Diğeri ise konuşmayı “Yaptıklarım hiç fark edilmiyor” şeklinde deneyimleyebilir. Böylece günlük bir sorun, kısa sürede değer görme ve anlaşılma üzerine bir tartışmaya dönüşür.
Ancak burada önemli bir ayrım var: Her sorunu yalnızca duygulara veya iletişim biçimine bağlamak doğru değildir. Ev içindeki yük gerçekten eşit dağılmıyorsa, yalnızca daha yumuşak konuşmak sorunu ortadan kaldırmaz. Yapılması gereken işlerin ve sorumlulukların da somut olarak ele alınması gerekir.
Bir konuşma nasıl çıkmaza girer?
Bazı çiftlerde tartışmalar benzer bir sırayla ilerler:
- Partnerlerden biri rahatsız olduğu bir konuyu açar: “Evdeki işleri çoğunlukla ben yapıyorum.”
- Diğeri eleştirildiğini hisseder: “Benim yaptıklarımı hiç görmüyorsun.”
- İlk partner anlaşılmadığını düşünerek sesini yükseltir veya örnekleri çoğaltır.
- Diğer partner susar, konuyu değiştirir ya da ortamdan uzaklaşır.
- Konu çözülemediği için benzer bir durum yaşandığında tartışma yeniden başlar.
Bu örnek kimin haklı olduğunu belirlemez. Sorunun ne olduğu kadar, iki kişinin birbirine nasıl karşılık verdiğini de görünür kılar. Bazen bir partnerin uzaklaşması diğerinin daha çok ısrar etmesine, artan ısrar da daha fazla uzaklaşmaya eşlik eder.
Psikoloji araştırmalarında bu örüntü talep etme ve geri çekilme döngüsü olarak ele alınır. Yetmiş dört araştırmayı inceleyen bir meta analizde, bu iletişim örüntüsü ile ilişkisel ve iletişimsel güçlükler arasında anlamlı bağlantılar bildirilmiştir. Bu bulgu, her tartışmanın aynı nedenle yaşandığını veya döngünün tek başına ilişki sorunlarına neden olduğunu göstermez. Araştırmayı inceleyin.
Tartışmayı kazanmak ile anlaşılmak aynı şey değildir
Konuşma sırasında herkes kendi bakış açısını kanıtlamaya çalıştığında karşı tarafın ne söylediğini duymak zorlaşabilir. “Sen zaten hiçbir zaman yardım etmiyorsun” gibi genelleyici bir cümle, karşı tarafta savunma ihtiyacını artırabilir.
Aynı ihtiyacı daha belirgin bir örnekle anlatmak mümkün olabilir:
“Bu hafta akşam yemeklerini ve mutfağın toparlanmasını çoğunlukla ben üstlendim. Yorulduğumu hissediyorum. Önümüzdeki hafta işleri nasıl paylaşabileceğimizi konuşmak istiyorum.”
Bu ifade anlaşmazlığı kendiliğinden çözmez; ancak hangi davranışın değişmesinin beklendiğini daha açık hale getirir. Buradaki amaç duyguları gizlemek veya öfkeyi yasaklamak değildir. Kırgınlığı ifade ederken konuşmayı kişiliğe yönelik bir yargıya dönüştürmemeye çalışmaktır.
Bir kişi konuşmak isterken diğeri neden susar?
Sessiz kalmak her zaman umursamamak anlamına gelmez. Kimi zaman kişi düşüncelerini toparlamakta zorlanır, yoğun duygularını düzenlemek ister veya tartışmanın büyümesinden çekinir. Bununla birlikte sürekli susmak, karşı tarafı cezalandırmak için iletişimi kesmek ya da konuyu her defasında kapatmak da ilişkide ayrı bir güçlük oluşturabilir.
Bu nedenle yalnızca “Neden konuşmuyorsun?” sorusu değil, “Konuşmaya ne zaman ve nasıl geri dönebiliriz?” sorusu da önemlidir.
Örneğin şu iki ifade arasında fark vardır:
- “Seninle konuşmayacağım, ne yaparsan yap.”
- “Şu an çok gerildim. Biraz sakinleşmeye ihtiyacım var. Bu akşam yemeğinden sonra konuşmaya devam edelim.”
İkinci cümlede hem ara verme ihtiyacı hem de konuşmaya geri dönme niyeti belirtilir. Ancak belirlenen zamanda gerçekten geri dönülmesi önemlidir. Her çiftin ihtiyacı farklı olduğundan, herkes için geçerli tek bir mola süresi yoktur.
Tekrarlayan kavgalarda neler denenebilir?
Tartışma daha başlamadan bütün ilişkiyi çözmeye çalışmak yerine, konuşmayı daha sınırlı ve anlaşılır hale getirmek yardımcı olabilir:
- Tek bir konuyu seçin. Geçmişteki bütün kırgınlıkları aynı konuşmaya taşımak yerine bugün çözmek istediğiniz durumu belirleyin.
- Gözlenebilir bir olaydan söz edin. “Beni hiç düşünmüyorsun” yerine sizi zorlayan belirli bir davranışı anlatın.
- Karşı tarafın ne anladığını kontrol edin. “Söylediğimden ne anladın?” sorusu bazen yanlış anlamaları açığa çıkarabilir.
- Somut bir beklenti konuşun. “Daha ilgili ol” yerine birlikte zaman geçirmek veya sorumluluk paylaşımı konusunda uygulanabilir bir düzenleme belirleyin.
- Sonrasında yeniden değerlendirin. Verilen sözlerin gündelik hayatta karşılığı olup olmadığına bakın.
Bunlar birer garanti değil, koşullara göre değerlendirilebilecek iletişim denemeleridir. İki partnerin de değişime istekli olması, birbirinin sınırlarını gözetmesi ve konuşulan konuyla ilgili sorumluluk alması önem taşır.
Hiç tartışmamak daha sağlıklı bir ilişki anlamına mı gelir?
Her zaman değil. Bazı çiftler görüş ayrılıklarını sakin biçimde konuşabilir; bazıları ise tartışma çıkmasın diye önemli konuları hiç gündeme getirmeyebilir. Dışarıdan sessiz görünen bir ilişkide de çözülmemiş sorunlar bulunabilir.
Çift çatışmaları üzerine yapılan bir meta analiz, çatışma sırasındaki farklı davranışların ilişki niteliğiyle farklı biçimlerde bağlantılı olduğunu göstermiştir. Bu nedenle tartışmanın yalnızca varlığına değil, davranışların niteliğine de bakmak gerekir. Bilimsel inceleme.
Ne zaman çift terapisi düşünülebilir?
Aynı konular tekrar tekrar gündeme geliyor, konuşmalar kolayca suçlama ve savunmaya dönüşüyor, çiftlerden biri sürekli geri çekiliyor veya tartışmaların ardından güven ve yakınlık giderek azalıyor olabilir. Bu durumlar bir uzmanla görüşmeyi değerlendirmek için gerekçe oluşturabilir.
Çift terapisinin amacı kimin haklı olduğunu ilan etmek veya ilişkiyi mutlaka sürdürmek değildir. Görüşmelerde tartışmaların nasıl geliştiği, her iki kişinin ihtiyaçları, ilişkideki sorumluluklar ve değişim için gerçekçi hedefler ele alınabilir. Süreç ve sonuç her çiftte aynı değildir.
Eşlerden biri çift görüşmesine katılmak istemiyorsa, diğer partner kendi duygularını, sınırlarını ve seçeneklerini anlamak için bireysel destek de değerlendirebilir. Kimse görüşmeye zorlanmamalıdır.
Şiddet veya korku varsa öncelik farklıdır
Fiziksel şiddet, tehdit, cinsel zorlama, ekonomik baskı, sürekli takip veya sosyal çevreden yalıtma yaşanıyorsa konu sıradan bir iletişim tartışması gibi değerlendirilmemelidir. Böyle durumlarda her iki kişiye eşit sorumluluk yüklemek uygun değildir. Öncelik güvenlik, gerekli profesyonel destek ve uygun yönlendirmedir; ortak çift görüşmesi her durumda güvenli olmayabilir. Yakın tehlike durumunda 112 Acil Çağrı Merkezi’ne başvurulabilir.
Van’da çift terapisi hakkında bilgi
Van İpekyolu’nda yüz yüze çift görüşmeleri, başvuru nedenine ve görüşmenin uygunluğuna göre planlanır. Van çift terapisi sayfasından çalışma biçimini inceleyebilir, iletişim sayfasından görüşme seçenekleri hakkında bilgi alabilirsiniz.
İlk görüşmede neler konuşulduğunu merak ediyorsanız Çift terapisinde ilk görüşme nasıl geçer? yazısını da okuyabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Tanı, kişisel değerlendirme veya belirli bir terapi sonucuna ilişkin vaat içermez.

